Vücudun yaşamak için ihtiyaç duymadığı 4 organ

İnsan vücudu, büyük bir hassasiyetle birlikte çalışan fazla sayıda parçadan oluşan fantastik bir cihaz gibi çalışır. Ancak vücudumuz mükemmel bir cihaz olmanın yanı sıra harika derecede dirençlidir ve olağanüstü harmoni sağlama yeteneği doğruca bir takım organlar olmadan da yaşayabiliriz. Bazı organların eksikliklerinde karoser eksiklikleri telafi etmek için bir savaş verir. Öteki organlar, eksiklik işlevleri yapmak zorunda kalır. İşte vücudun yaşamak için ihtiyaç duymadığı organlar. Vücudun yaşamak için ihtiyaç duymadığı 4 organ #1 Bademcikler, boğazınızın arkasında sağda ve solda görebileceğiniz iki doku kütlesidir. Adenoidler burnun ardından, damağın üzerindedir. Lenfatik sistemin bir parçasıdırlar ve ağızdan veya burundan giren mikroplara karşısında birincil savunma hatlarıdır. Virüsleri ve bakterileri vücuda yayılmadan önce ortadan kaldırmaktan sorumluluk sahibi beyaz kan hücrelerini içerirler. Bebeklerde ve minik çocuklarda rolü daha önemlidir, ancak savunma sistemimiz geliştikçe önemini kaybederler.Eksiklikleri savunmayı etkilemez, vücudumuzun kendini müdafaa etmek için diğer kaynakları vardır. Bir enfeksiyonla savaşırken ya da tahriş edici maddelere (tütün gibi) veya alerjenlere maruz kaldıklarında sıklıkla iltihaplanırlar, oysa bir takım çocuklarda bariz bir sebep olmaksızın büyüyebilirler. Bademciklerin ve geniz etinin çıkarılması günümüzde geçtiğimiz yıllara tarafından daha az yaygındır, fakat şişkinlik sıksa ya da düzelmiyorsa ve komplikasyonlara neden oluyorsa zorunlu olabilir. Vücudun yaşamak için ihtiyaç duymadığı 4 organ #2 Karnın sol üst tarafında, göğüs kafesinin aşağı bulunan, takriben yumruk büyüklüğünde oval bir organdır. Asıl işlevi kanı filtrelemek ve eski ya da hasarlı kırmızı kan hücrelerini tanımak ve yok etmektir. Ayrıca enfeksiyonla savaşan beyaz kan hücreleri üretir ve kırmızı kan hücrelerini ve trombositleri (kanın pıhtılaşmasına asistan olan) depolar. Mononükleoz veya daha ara sıra sıtma, karaciğer hastalığı ve bazı tümörler gibi enfeksiyonlarla ebat olarak artar.Bu noktadan sonra dalak eski şeklini geri kazanamaz, böylece çare buna yol açan nedenleri çözmeye odaklanır. Fakat kaynağı bulunamazsa ya da karışık ışık halkası gelirse, dalağın bir kısmı ya da tamamı alınır. sonradan kırmızı kan hücrelerini yok etme işlevi karaciğer ve kemik iliği göre yerine getirilecektir. Dalağı olmayan kişilerde enfeksiyon riski daha yüksektir. Vücudun yaşamak için ihtiyaç duymadığı 4 organ #3
Apandis (ya da apendiks), karnın sağ daha alçak bölgesinde, kolonun başlangıcında (ince bağırsağa birleştiği yerin yakınında) bulunan minik, tüp biçiminde bir kesedir. Son çalışmalar, enfeksiyonlarla savaşmaya tezgâhtar olan antikorlar ürettiği için bağışıklık sisteminde büyük bir rol oynadığını göstermektedir. Bir enfeksiyonun bağırsak florasını bozması durumunda dengeyi her tarafta sağlamaya tezgâhtar olan yardımsever bağırsak bakterileri için bir depo görevi görebileceğine inanılmaktadır. İltihaplanmasının ve apandisite yol açmasının (en sık 10 ila 30 yaş arasında) nedeni bir tıkanıklıktır.Tedavi edilmezse, yırtılabilir ve ivedi tıbbi müdahale gerektiren karın boşluğunun iltihaplanmasına, peritonite niçin olabilir. İltihaplanma antibiyotiklerle azaltılabilir, fakat çoğu zaman apandisin alınması gerekir. Antikor üreten diğer organlarımız da vardır, dolayısıyla bu depo gerekli değildir. Ancak bir takım incelemeler, apandisi olmayan şahısların bakterilerin neden olduğu kayıtlı bağırsak enfeksiyonlarına daha yatkın olabileceğini göstermektedir. Vücudun yaşamak için ihtiyaç duymadığı 4 organ #4 Karnın sağ tarafında, karaciğerin anında altında bulunan minik, armut biçimli bir organdır. Karaciğer göre üretilen ve yağları sindirmek için ince bağırsağa salınan bir değişken olan safrayı depolar. Safrayı oluşturan maddeler sertleşebilir ve safra kesesinde safra taşları oluşturabilir. Neden oluştukları her zaman bilinmemekle birlikte fazla kolesterol ya da bilirubinin etkisi olduğu bilinmektedir. Uzmanlar, komplikasyonlardan kaçınmak için rahatsızlığa neden olmasalar bile taş saptama edilirse safra kesesinin çıkarılmasını önerir.Yağlı yiyecekler tükettikten sonra kolit veya ishal olması muhtemel olsa da adamakıllı bayağı bir hayat sürdürülebilir. Obezite, bu vakalarda bir risk faktörüdür. Obezitesi olan ırk safra kesesinde daha artı kolesterol ve safra asidi biriktirir ve daha eksik hareket eder, bu da taş oluşumunu kolaylaştırır. Bu, bilhassa taş görülme riskinde yüzde 21’e varan bir artışa sahip olan obez kadınlarda önemlidir. Ayrıca fazla çabuk kilo vermenin safra kesesine hasar verdiği görülmektedir. Uzun zaman istek durumlarında safra kesesi safra ile dolu olur ve fazla sıkı bir diyet uygularken uzun süre hareket etmez. Uzun zaman boşalmadığında bir tortu oluşabilir ve taşların oluşması daha basit ayla kazanç. Kilo, haftada 1 kg’ı geçmemek üzere yavaşça verilmelidir..

Yorum yapın

Rakı Fiyatları sıra bulucu Geçici Mail tyt deneme pdf pdf kitap indir