Önemsemediğin mide rahatsızlığın minicik bir mikrop yüzünden olabilir mi?

Helicobacter Pylori ülkemizde ve dünyada yaygın olarak görülen ve nüfusun yaklaşık %50 sinden fazlasını etkileyen bir patojen mikroorganizmadır.

En önemli bulaş kaynağı insanlar arası temas olduğu bildirilen bu bakteri, gelişmekte olan ülkelerde popülasyonun %80’i, gelişmiş ülkelerde %20-80’ini etkilemektedir. Ülkemizde yapılan çalışmalarda enfeksiyon görülme sıklığının yaklaşık %70-80’dir. Tanısı genellikle üre nefes testi, dışkıda antijen saptanması ve endoskopik değerlendirmeyle koyulmaktadır ve yaşam kalitesinin düşmesi; kronik mide bulantısı ve ağrısı, diyare, kusma, çabuk doygunluk hissi yetersiz beslenme sorunları hastalık esnasında görülmektedir.

Çocukluktan itibaren yaş ilerledikçe enfeksiyon görülme sıklığının artar, çocuklukta düşük sosyoekonomik koşullar altında yaşayan bireylerin ileri ki yıllarda H.pylori enfeksiyonuna yakalanma riskleri daha fazladır. Yapılan çalışmalarda, düşük sosyoekonomik düzey, taze sebze, meyve tüketiminin az ve fast food tüketiminin fazla olması, yetersiz ağız hijyeni ve sigara kullanımının H. pylori enfeksiyonuna yakalanma riskini arttırdığı kanıtlanmıştır.

Yapılan çalışmalarda H. pylori enfeksiyonunun hormonların ve besin öğelerinin emilimini ya da biyoyararlılığını azalttığı ve H.pylorinin metabolik denge ile ilişkili olduğu öne sürülmektedir. Ayrıca H.pylori enfeksiyonunun ghrelin ve leptin seviyelerindeki değişimlerde rol oynadığı bilinmektedir.

Mide mukozasında H. pylori varlığı durumunda bazı vitamin ve mineral emilim bozuklukları görülmektedir. Yapılan çalışmalarda, H. pylori pozitif olan bireyler ile sağlıklı bireyler karşılaştırılmış, H. Pylori pozitif bireylerde B12 ve folat yetersizliği saptanmıştır. Asit sekresyonundaki azalma, askorbik asit yetersizliği ve demir bağlayan proteinlerin engellenmesiyle birlikte H. pylori hastalarında demir yetersizliğine yol açmaktadır.

H.pylori enfeksiyonunda beslenme tedavisinin enfeksiyonun şiddetini ve derecesini azaltmada etkilidir. Beslenme tedavisi kişiye özel yapılmalıdır.

Yapılan bir çalışmada, beslenme alışkanlıkları ile H.pylori görülme riski arasındaki ilişki araştırılmış, sosis, sucuk, salam gibi besinler, mayonez, alkolsüz içecekler ve burger tüketimi ile H.pylori enfeksiyonu arasında pozitif ilişki olduğu bulunmuş, taze meyve ve sebze tüketiminin az olmasının önemli bir risk faktörü olduğu gösterilmiştir. H.pylori pozitif ve yüksek tuz tüketimi olan bireylerin helicobacter olmayan bireyler ve tuz tüketimleri daha az olan bireylere göre gastrik kanser için 10 kat daha fazla risk taşıdıkları saptanmıştır.

Dyt. Anıl Uluç – Diyetisyen – Doktor Sitesi

SMM Panel PDF Kitap indir