Koronavirüs aşılarının etkinliği azalıyor mu, verileri nasıl değerlendirmeliyiz?

Koronavirüs aşılarının yaygın kullanıma başlanmasının üzerinden 9 avuç içi yakın süre geçti. Bu vakit içerisinde aşılarla ilgili fazla artı data edinmiş olsak da hala aşıların ne dek etkili olduğu ve koruyuculuklarının ne kadar süreceğine dair şaşırtıcı çıkarımlar yapılabiliyor.

Bunun esas sebeplerinden bir parça başına aşıların vücuttaki etkileri ve koruyuculuklarına dair yanlış beklentiler.

Koronavirüse karşısında geliştirilen aşıların esas amacı hastalığın hafif geçirilmesini karşılamak.

Aşılar virüse maruz kaldıktan sonradan bağışıklık sistemini devreye sokarak öncelikle virüsün o anda vücuda yayılmasını engeller.

Eğer enfeksiyon ilerlerse hafıza bağışıklık hücrelerinin tetiklenmesi ile virüsün akciğerlerde hastalığa yol açmasını önler.

Bu sebeple aşıların etkinliğini aşılı kişilerde gözlemlenen artı deneme sayıları ile yok hastalık ve vefat sayılarını azaltması üzerinden ölçmek gerekiyor.

Hastanede yatan aşılı hastaların sayısının artması endişe verici

Son zamanlarda artış belirten manâlı kaygılardan birisi hastanede yatan aşılı hasta sayılarındaki yükseliş.

Türk Yoğun Bakım Derneği’nin geçtiğimiz günlerde yaptığı çalışmada yoğun bakımda yatan 921 hastanın aşı durumlarına bakılmış ve sonuçlar hastaların yüzde 51,4’ünün aşısız, yüzde 39,4’ünün ise iki doz Sinovac uygulanmış bireyler olduğu göstermiş.

Yine benzer bir şekilde il sağlık durumu müdürlüklerinden hastaneye yatan aşılı kişi sayısının gittikçe yükseldiği yönünde talimatlar yapılıyor.

Peki bu veriler üzerinden artık iki doz aşının etkili olmadığı ya da aşıların etkinliğinin azaldığı yönünde bir çıkarım yapmak muhtemel mü? Hayır.

Birincisi toplumda ne dek çok kişi aşılanırsa hastaneye yatan aşılı kişi sayısı da doğal olarak artıyor.

Aşılar ne kadar etkin olursa olsun, toplumdaki herkesin aşılandığı bir senaryoda hastaneye yatan bireylerin de hepsi aşılı olacaktır.

İkinci olarak aşılar hastaneye yatma riskini büyük oranda (10 kat değin) azaltsa da azami aşılanan gruplar 60 yaş üstü ve bağışıklığı baskılanmış riskli gruplar.

Bu yüzden aşılama sonrasında bile bu kişilerde hastaneye yatma riskinin yüksek olduğunu görmek şaşırtıcı değil.

gerçi aşılamanın olmadığı duruma kadar bu gruptaki bireyler hala önemli ölçüde korunmuş oluyor.

Sadece hastane verilerine görmek hatalı bir girişim

Son olarak hastaneye yatan bireyler dıştan toplumda enfekte olup aşının etkisi ile hastaneye yatmayan birçok kişi var.

Bu sebeple, yalnızca hastane verilerine bakarak aşıların etkinliğinin azaldığı çıkarımını yapmak yanlış bir yaklaşma.

Aşı etkinliği çalışmaları ama aşılı ve aşısız bireylerin enfeksiyon sonrasında hastalanma ve hastaneye yatma riskinin karşılaştırılması ile anlaşılabilir.

9 Ağustos Perşembe günü İngiltere Insanlar Sağlığı Kurumu (Public Health England) göre yayımlanan veriler bize bu stil kıyaslamaların nasıl yapılması gerektiği hakkında değerli bilgiler sunuyor.

Bu yayında vefat oranlarına bakıldığında iki doz aşılı kişilerin aşılanmamış kişilere kadar vefat riskinin 5-10 kat daha eksik olduğunu, hastaneye yatma oranının da benzer şekilde azaldığını görüyoruz.

Pozitif testin ardından 28 gün içinde hayatını kaybetme oranı. (100 bin kişide). .Lakin enfeksiyon düzeylerine baktığımızda çoğu grupta iki doz aşılı kişiler ve aşısızlar aralarında fazla fazla fark olmadığı gözlemleniyor.

Pozitif testten sonra 28 gün içinde acil serviste en az bir gün yatan kişi oranı. (yüz binde). .Fakat bunun sebebi yeni varyantların aşıyı etkisiz kılması değil, daha hızlı yayılan varyantlar sebebiyle aşılı olan kişiler arasında da enfeksiyon sayılarının çoğalma göstermesi.

Bilhassa gerçek hayat verileri klinik çalışmalar gibi kontrollü bir ortamda elde edilmediği için bu verilerin daha dikkatli analiz edilmesi ve yorumlanması gerekiyor.

Kısaca bu veriler bize yeni ve daha bulaştırıcı delta varyantıyla aşıların etkinliğinin değil olduğu ve işe yaramamaya başladıklarını göstermiyor.

Daha ziyade yüksek tehlikeli grupların daha yüksek oranda aşılandığı ve aşılanma oranları arttıkça hastaneye yatan aşılı şahısların oranın da yükseldiğini gösteriyor.

Hatta mevcut veriler delta varyantına karşı aşıların etkinliğinin yüksek oranda korunduğunu yönünde.

Mesela, yakın zamanda Şili’den yayınlanan yeni veriler koruyuculuğu konusunda endişeler bulunan Sinovac aşısının iki doz uygulandığı bireylerde hastaneye yatışın yüzde 87.5, yoğun bakıma yatışın yüzde 90 ve ölümlerin yüzde 86 oranında önlendiğini gösteriyor.

Bu veriler Şili’de gama varyantının yaygın olduğu döneme ait ve gama varyantı deltaya kadar aşıya daha dirençli olmasına karşın bu sonuçların alınması epeyce sakinleştirici.

Aşı etkinliğinin zamanla azalıp azalmadığı da ağız dalaşı konularından bir adam başına.

Aşıların yaptığı etki, vücutta kesintisiz hazırlanmış miktarda kesin bir antikorun bulunması yok, gerektiği durumda bu antikorları üretecek us hücrelerini yetiştirmesi.

Bu zihin hücreleri de virüsle bağlantı ardından devreye girerek bu antikorların üretimini tetikleyerek hastalığı ve öteki olumsuz sonuçları engelliyor.

Ve bu bellek hücrelerinin uzun zaman, aylar hatta yıllar boyunca etkinliğini sürdüreceği ve yeni oluşabilecek varyantlara aleyhinde etkinliğini koruduğu gözlemleniyor.

2003’te SARS geçiren hastaların kanlarından alınan örneklerde halen hafıza hücrelerinin gözlemlenmesi bunun önemli bir örneği.

Bu yüzden kandaki nötralize edici antikor değerleri dikkate alındığında aşının enfeksiyona karşısında etkisinin zamanla düştüğü düşünülebilir ama kandaki antikor miktarının koruyuculukla birebir eşleştirmek mümkün değil.

Veriler bilhassa 65 yaşın üzerinde ve bağışıklığı baskılanmış hastalarda enfeksiyona karşısında koruyuculuğun daha çabuk düştüğünü ve hafıza hücrelerinin uzun vakit yüksek seviyede kalmadığını gösteriyor.

O sebeple bu gruplarda 3. doza gereklilik duyulsa da toplumun büyük çoğunluğunda buna gereksinim duyulmuyor.

2 doz aşılanma seviyesinin hala düşük olduğu göz önüne alınırsa, esas manâlı olan daha artı bireye 2 doz aşı ulaştırılması çünkü aşısız bireylerde enfeksiyonun yayılması büyüyen vefat sayılarının ve varyant oluşumunun en kayda değer sebeplerinden.

Veriler şeffaf şekilde açıklanmıyor

Son olarak aşıların etkinliği ile ilgili kafa karışıklığının esas sebeplerinden bir her birine de verilerin şeffaf bir şekilde açıklanmaması.

Toplam aşılanma sayılarının yanına hangi yaş gruplarında hangi aşıların ne oranda uygulandığı ve bu gruplarda hastalanma ve hastaneye yatış ile ilgili verilerin güncel bir şekilde açıklanması epeyce manâlı.

Bu gerçekleşmediği vakit bireyler ve gruplar kendi gözlemleri üzerinden aşıların etkinliği ile ilgili yanlış varsayımlarda bulunabiliyor.

Bütün bunları dikkate aldığımızda aşıların etkinliği ile ilgili çıkarımlarımızı ve gösterme açımızı daha farklı ölçülerle değerlendirmemiz gerektiği epeyce açık.

Titiz yapılmayan yorumlar maalesef fayda sağlamaktan ziyade aşı tereddüdünü ve karşıtlığını arttırmaya yarayacaktır.

* Dr. Müge Çevik, İngiltere St Andrews Üniversitesi’nde enfeksiyon hastalıkları ve viroloji alanında analist hekim.

** Dr. Ali İhsan Nergiz, Londra Üniversitesi’nde (London School of Hygiene and Tropical Medicine) epidemiyoloji alanında yüksek lisans öğrencisi

Türkiye’de de görüldüğü açıklanan Kolombiya kökenli Mu varyantı hakkında neler biliniyor? 3. doz Covid aşısı Delta varyantına aleyhinde etkin mi? İllere göre haftalık Covid-19 vaka sayısı açıklandı: Hangi illerde çoğaltma var? Sağlık Bakanı Koca: Yerli aşımız Turkovac acele dilekçe onayına müracaat edecek aşamaya geldi
.

Yorum yapın

Rakı Fiyatları sıra bulucu Geçici Mail yks pdf indir instagram takipçi satın al tiktok takipçi satın al tyt deneme pdf pdf kitap indir