Çocukluk çağında travma ve uyuşturucu hafızayı kötü etkiliyor

Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Çocuk ve Ergen Alkol Madde Bağımlılığı Araştırma ve Uygulama Merkezi ’nde, ‘Bağımlılıkta Bir Risk Faktörü Olan Örselenmenin Öğrenme ve Hafıza Sistemi Üstüne Etkisi ’ konulu bilimsel çalışma gerçekleştirildi. Çalışmada madde bağımlısı, çocukluk çağında travmaya maruz kalmış madde bağımlısı ve uyuşturucu kullanmayan, travmaya da maruz kalmamış örneklem gruplarından 60 genç bireydeki öğrenme ve hafıza işlevleri araştırıldı. Karmaşık figür ile hafıza süreçleri testlerinin uygulandığı gençler aralarında, bilişsel işlevlerde farklılıklar ortaya çıktı. Uyuşturucu bağımlısı olmayan, çocukluk çağı travması yaşamamış gençlerin anlık bellek, öğrenme, uzun süreli hafıza, tanınma ve hatırlama puanlarının belirgin olarak yüksek olduğu belirlendi. Keza, esrar kullanımının, bilişsel işlevler üzerinde bozucu etkiye yol açtığı saptandı. Kannabinoid kullanımının ise bilişsel işlevler üzerindeki en keskin olumsuz etkisi, bilgiyi çiğ haliyle akılda tutma yetisi olarak anılan kısa süreli bellekte görüldü. Çocukluk çağı travması yaşayan gençlerdeki yaygın sorunun da dikkat ve sözlü ya da yazılı malzemeyi bellekte depolama ve gerektiğinde geri getirme yetisi olarak tanıdık sözel bellekte biçimsizleşme olduğu tespit edildi.Çocukluk çağında travma ve uyuşturucu hafızayı kötü etkiliyor #1 Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk ve Ergen Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Esas Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Zeki Yüncü, çocukların en sık karşılaştığı travmaların duygusal dikkatsizlik, fiziksel ya da cinsel istismar olduğunu, madde kullanmış bireylerdeki çocukluk çağı travmalarının sonuçlarını araştırmayı hedeflediklerini belirterek şöyle konuştu: “Travma meydana geldiğinde, çocuğun ruhsal yapısında şartların değişmesi meydana geldiği gibi doğrusu beyin dokusunda da birtakım şansın dönmesi oluşuyor. Özellikle beynin ‘prefrontal’ ve ‘frontal’ korteks denilen bölgesinde istismara uğrayan çocuklarda incelme meydana geliyor. Onun etkisiyle biyolojik süreçler tetikleniyor. Travmaya uğramış çocuk, süreçleri daha kötü yönetiyor. Davranışsal, duyusal ve bilişsel olarak data yeterince işlenmiyor. Ego bütünlüğü korunamıyor ve negatif gelişmelerin yansımaları oluyor hatta madde kullanım bozukluğu gibi birtakım durumlar yaşanıyor.” Eğitim durumu karşılaştırmasında madde bağımlıları ile travma yaşayan madde bağımlıları arasında çok büyük fark olmadığını açıklayan Yüncü, “Travma yaşayan madde bağımlılarında, veri işleme sürecinde, bellek, sözel anımsama fonksiyonlarında beynin daha fazla zarar gördüğünü söyleyebiliriz.Akıllı Yüncü, madde bağımlısı ve çocukluk çağı travmasına uğramış bireylerde beyin yürütücü işlevlerden sorumluluk sahibi olan prefrontal ve frontal kortekste tahribat meydana geldiğini, bu bireylerin dikkat, karar verme, planlama yetilerinin olumsuz etkilendiğini belirtti. Yüncü, özellikle erginlik dönemindeki bağımlılığın “kalıcı” sonuçlara yol açabildiğini de vurguladı. Daimi etkileri nedeniyle gençlerin madde bağımlılığından uzakta tutulması için hem birey hem aile ayrıca de topluma büyük görevler düştüğünü kaydeden Yüncü, “Tiryakilik konusunda toplumu bilgilendirmek çok kayda değer ve gerekli. Tüm dünyanın sorunu haline gelen bağımlılıkla çaba etmek için birbirimizle dayanışma ve uyarma mekanizmalarını kullanmamız gerekiyor.” dedi. Yüncü, toplumun her bireyi kucaklamasının büyük önem taşıdığını kaydederek, anne ve babanın çocuğa değer vermesi ve onu sevgisizlikle tehdit etmemesi gerektiğini söyledi. Uyuşturucu kullanımı ve travmanın beyinde yol açtığı zarar sebebiyle gençlerin olumsuz durumla baş etme konusunda düşük performans sergileyebileceğine dikkati çeken Yüncü, sözlerini şöyle tamamladı: “Çocuk madde kullansa da onu ihmal etmememiz ve istismara uğramasını önlememiz çok önemli.
SMM Panel PDF Kitap indir