Cinselliğin Kısa Tarihi

20. yüzyılın en büyük düşünürlerinden kabul edilen Michel Foucault bir tarih metni olduğu kadar sosyal bilimleri derinden sarsan bir felsefe metni de olan ‘Cinselliğin Tarihi’ isimli eserinde bir ‘özne’ olarak kendimizi tanımak istiyorsak, cinsellik denen şey üzerine kafa yormamız, onu alabildiğince anlaşılır kılmamız, söyleme dökmemiz ve ne olduğumuzu ona sormamız gerektiğini söyler.

21. yüzyılda gelinen bu noktaya kadar ise insanoğlu özünün parçası cinselliğinden kaçmış, onu karalamış, ondan korkmuş, onla korkutmuş ve acı çekmiştir. Benliğinde var olan bu gerçeği hem anlamaya çalışmış, hem de anlatmaktan ve anlaşılır olmaktan kaçınmıştır.

Öyle ki ‘seks’, ‘seksüalite’, ‘seksoloji’, ‘seksüel bilimler’, ‘seksüel tıp’ gibi kavramlar bilimsel amaçlı dahi olsa kullanılır olması ilk olarak 18. yüzyılın 2. yarısında gerçekleşmiş ve Elizabeth Osgood Goodrich Willard’ın ABD’de 1867 yılında yayınladığı kitabın başlığında yer almıştır (Sexology as the philosophy of life: implying social organization and government). Alman literatüründe benzeri bir kelime (sexualwissenschaft) 1907 yılında Berlin’de yayınlanan deri hastalıkları uzmanı Iwan Bloch’un kitabında yer almıştır
(Das Sexualleben unserer Zeit – The sexual life in our time).

Halbuki tarihsel metinlere baktığımızda Hipokrat (İÖ 4.-5.yüzyıl) ve Aristo (İÖ 384-322) dahi ereksiyon (sertleşme) veya kısırlık üzerine değerlendirmelerde bulunmuştur.
İbni Sina’nın (980-1037) insan cinsel davranışı ve erkek/kadın orgazmı üzerine gözlemleri mevcuttur. Leonardo da Vinci (1452-1519) erkekte ereksiyonun artan kan akımıyla olan ilgisini ortaya koyan ilk yazardır ve bunu çizimlerinde de göstermiştir. Daha sonra bunları Costanzo Varolio (1543-1590), Ambroise Pare (1510-1590), Reinier de Graaf (1641-1673), Francois de LaPeyronie (1678-1747), John Hunter (1728-1793), Conrad Eckhard (1822-1905) gibi bilim insanlarının anatomi, fizyoloji ve hastalıklar konusunda katkıları izlemiştir.

Genel olarak modern cinsel tıbbın kurucusu Alman psikiyatrist ve dermatologları olarak düşünülse de artık bugün geliştirdiği teori ve sistemler ile İtalyan patoloji ve antropoloji profesörü Paolo Mantegazza’nın (1810-1910) büyük önemi olduğu kabul edilmektedir. Çağdaşları Conrad Eckard (1822-1905) ve Richard Freiherr von Kraft-Ebing (1840-1902) fizyoloji ve psikoloji alanındaki araştırmalar ile katkıda bulunmuşlardır. Hiç şüphesiz psikanalizin babası Sigmund Freud’un (1856-1939) katkıları ise cesur ve etkileyici olmuştur. 1921 yılında Berlin’de düzenlediği ilk cinsellik üzerine kongre ve yazdığı 5 ciltlik cinsellik üzerine yazılan ilk kapsamlı kitabıyla (Geschlechtskunde – Sexual Knowledge) Magnus Hirschfeld de (1868-1935) ‘Seksin Einstein’ı olarak adlandırılmıştır.

Bir yandan insan cinselliği anlaşılmaya başlandıkça diğer yandan bununla ilgili sorunların tedavisinde yol kat edilmeye başlanmış medikal, cerrahi ve psikoloji/psikiyatri alanlarında yeni tedavi seçenekleri gündeme gelmiştir.

1939 Nobel kimya ödülü testosteron hormonunu kimyasal olarak ilk sentezleyen Adolf Butenandt ve Leopold Ruzicka’ya verilmiş, Butenandt Nazi hükümetinin baskısıyla ödülü reddetmek zorunda kalmıştır.

II. Dünya Savaşı sonrası cinsel tıp alanında başlayan baş döndürücü gelişmenin mimarı ise 1948 ve 1953 yıllarında iki ayrı kitap olarak yayınladığı ‘Kinsey Raporları’ ile Alfred Charles Kinsey’e (1894-1956) aittir. Amerikan toplumundaki cinselliğin tekrar sorgulanmasına neden olan bu iki eserin her biri 250.000 üzerinde satmış ve onlarca dile çevrilmiştir.

20. yüzyılın sonlarında cinsellikte yeni bir çağ açan ilaçların keşfinin temelini atan buluşuyla 1971 yılında Nobel Tıp ve Fizyoloji ödülü Amerikalı Earl W. Sutherland’ın olmuştur.

İnsan cinselliğini laboratuara sokup inceleme cesaretini gösteren iki büyük bilim insanı ise William Howell Masters (1915-2001) ve eşi Virginia Eshelman Johnson ‘dır (1925- ).

Modern cinsel tıbbın gelişimine bağlı konuyla ilgili pek çok branştan bilim insanının bir araya gelmesiyle oluşturulan ‘Uluslarası Cinsel Tıp Birliği’ (International Society for Sexual Medicine) bugün dünya üzerinde konu hakkında en çok sözü geçen, bilimsel araştırmaları destekleyip yeni bilim insanlarına yol açan rolüyle dikkat çekmektedir.

Temel amaç hep aynıdır, insan cinselliğini daha iyi anlamak. Günümüzde ulaşılan bilgi ile varılan en önemli sonuç ise insan cinselliğinin karmaşık olduğu ve problemlerinin tek yönden bakılarak çözülemeyeceğidir. Yaklaşım multidisipliner olup, bu anlayış ve bilgiye sahip bilim insanları tarafından yönlendirilmelidir.

Kategori : Ürolog

Yazının Kaynağı : Enis Rauf Coşkuner Doktor Takvimi

Yorum yapın

Rakı Fiyatları sıra bulucu Geçici Mail yks pdf indir instagram takipçi satın al tiktok takipçi satın al tyt deneme pdf pdf kitap indir